İskeçe Türk Birliği’nde Yeni Yönetim: Mücadelenin Yeni Perdesi

İskeçe Türk Birliği, 26 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimli olağan genel kurul ile yeni bir döneme adım attı.

İskeçe Türk Birliği’nde Yeni Yönetim: Mücadelenin Yeni Perdesi
CHAMADA PRESTIGE HOTEL Personel Alımı

İskeçe Türk Birliği’nde Yeni Yönetim: Mücadelenin Yeni Perdesi

Batı Trakya Türklerinin en köklü kurumsal yapılarından biri olan İskeçe Türk Birliği, 26 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimli olağan genel kurul ile yeni bir döneme adım attı. Her genel kurul, bu dernek için yalnızca bir idari yenilenme değil; aynı zamanda kimlik, hak ve varlık mücadelesinin yeniden tanımlandığı kritik bir eşiktir.

İTB lokalinde yapılan genel kurulda 467 üyenin katılımıyla gerçekleşen seçimler, demokratik meşruiyet açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya koymuştur. Divan başkanlığına Mehmet Hacıhalil seçilirken, yazmanlık görevlerini Merve Kara ve Binnur Osmanoğlu üstlenmiştir. Genel kurulda, geçmiş yöneticiler ve Batı Trakya Türk Azınlığı’nın önde gelen isimleri için yapılan saygı duruşu, kurumun tarihsel hafızasına verdiği önemi bir kez daha ortaya koymuştur.

Seçimlerin ardından oluşan yeni yönetim kurulu, hem deneyim hem de temsil çeşitliliği açısından dengeli bir yapı sergilemektedir:

Yönetim Kurulu:

Başkan: Kerem Abdurahimoğlu

Asbaşkan: Zeynur Bargan

Genel Sekreter: İpek Salihoğlu

Kasadar: Aydın Cambaz

Üyeler: Aysun Kara, Seher Ahmet, Selin Delioğlu

Denetim Kurulu:

Başkan: İsmet Tüccar

Üyeler: Seval Alidayı, Yasemin Arap

Bu kadro, yalnızca bir görev dağılımı değil; aynı zamanda Batı Trakya Türk toplumunun iradesinin güncellenmiş bir tezahürüdür. Özellikle Kerem Abdurahimoğlu’nun yüksek oy oranıyla yeniden başkan seçilmesi, mevcut yönetim anlayışına duyulan güvenin sürdüğünü göstermektedir.

İskeçe Türk Birliği’nin tarihi, sıradan bir sivil toplum kuruluşunun ötesine geçer. 1927’den bu yana varlığını sürdüren bu yapı, Batı Trakya Türklerinin hem kültürel hem de siyasal hafızasının taşıyıcısı olmuştur. Ancak özellikle 1980’lerden itibaren derneğin adında yer alan “Türk” ifadesi, Yunanistan tarafından hukuki bir tartışma konusu hâline getirilmiş ve mesele doğrudan bir kimlik sorununa dönüşmüştür.

Bu süreç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmış ve 2008 yılında verilen kararla Yunanistan mahkûm edilmiştir. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu kararın tam anlamıyla uygulanmamış olması, sorunun hâlen güncelliğini koruduğunu göstermektedir.

Yeni seçilen yönetim kurulunun önünde duran temel mesele değişmemiştir: İskeçe Türk Birliği’nin “Türk” kimliğiyle resmen tanınması. Bu hedef doğrultusunda yeni yönetimin üç temel eksende hareket etmesi kaçınılmazdır: hukuki mücadeleyi sürdürmek, uluslararası görünürlüğü artırmak ve yerel toplumsal dayanışmayı güçlendirmek.

Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’na dayandırdığı “Müslüman azınlık” yaklaşımı ile Batı Trakya Türklerinin etnik kimlik vurgusu arasındaki gerilim, yeni dönemde de belirleyici olmaya devam edecektir. Bu noktada yönetimin, hem kararlı hem de diplomatik bir dil geliştirmesi kritik önem taşımaktadır.

Türkiye’nin desteği de bu süreçte önemli bir unsur olmaya devam etmektedir. Ancak bu desteğin uluslararası hukuk çerçevesinde ve dengeli bir diplomasi diliyle yürütülmesi, meselenin özünden sapmaması açısından hayati önemdedir.

Sonuç olarak, İskeçe Türk Birliği’nde gerçekleşen bu genel kurul, bir görev değişiminden çok daha fazlasını ifade etmektedir. Bu, yaklaşık bir asırlık bir mücadelenin yeni perdesidir. Seçilen yönetim kurulu, ya mevcut statükoyu yöneten bir yapı olarak kalacak ya da meseleyi yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıyacak bir irade ortaya koyacaktır. İskeçe’de şekillenen bu yeni dönem, yalnızca bir derneğin değil, bir kimliğin geleceği açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir sürecin başlangıcıdır.

Muhittin ÇİFTÇİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

file:///C:/Users/Lenovo/Downloads/pinterest-d8cbe%20(1).html