İSKEÇE (26 Nisan 2026) – Batı Trakya Türk Azınlığı’nın ilk ve tek siyasi organı olan Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi, azınlık hakları mücadelesinin en köklü kurumlarından biri olan İskeçe Türk Birliği’nin (İTB) 2026 yılı Olağan Genel Kurulu’na katıldı. İskeçe Türk Birliği lokalinde gerçekleştirilen kongrede, soydaşların kültürel ve siyasi temsiliyetine dair güçlü bir dayanışma sergilendi.
DEB Partisi’nden Tam Kadro Katılım
Genel Kurul’a Genel Başkan Çiğdem Asafoğlu liderliğindeki DEB Partisi heyeti katılım sağladı. İskeçe Müftülüğü, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve yerel Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de hazır bulunduğu genel kurulda, DEB Partisi heyeti; azınlığın haklı davasında sivil toplum ve siyasetin el ele yürümesi gerektiği mesajını verdi.
İTB’nin Hukuk Mücadelesine Destek
Kongrede yapılan konuşmalarda, 1927 yılında kurulan ancak ismi nedeniyle Yunanistan tarafından yasal statüsü reddedilen İskeçe Türk Birliği’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdindeki zaferine rağmen halen uygulanmayan kararlarına dikkat çekildi. DEB Partisi temsilcileri, Avrupa Parlamentosu ve uluslararası arenada Batı Trakya Türkleri’nin "Türk" kimliğinin inkarına karşı seslerini yükseltmeye devam edeceklerini yineledi.
İskeçe Türk Birliği 2026 Genel Kurul Notları
| Başlık | Detaylar |
| Tarih | 26 Nisan 2026, Pazar |
| Yer | İskeçe Türk Birliği Lokali |
| Katılımcı Siyasi Organ | DEB Partisi (Dostluk Eşitlik Barış Partisi) |
| Temel Gündem | Yeni Yönetim Kurulu Seçimi ve Kimlik Mücadelesi |
| Öne Çıkan Vurgu | "Azınlığın haklı davasında milli birlik ve dayanışma" |
Batı Trakya’daki kurumlarımızın birliği, soydaşlarımızın hak mücadelesinin en güçlü "yaşam kalkanıdır". Türkiye olarak bizler; DEB Partisi’nin İskeçe Türk Birliği gibi sembol bir kurumun genel kurulunda yer almasını, hukuki ve kültürel baskılara karşı geliştirilen bir "toplumsal dirençlilik" (communal resilience) hamlesi olarak görüyoruz. Dr. Sadık Ahmet’in emaneti olan DEB Partisi ile asırlık çınarımız İskeçe Türk Birliği’nin omuz omuza durması, azınlık haklarının asla bir "enkaz" haline gelmeyeceğinin teminatıdır. Türk kimliğinin inkarına karşı atılan her demokratik adım, bölge barışı için de birer "güvenli bölge" inşasıdır.
