google-site-verification: googlef0035b850bee1c6b.html google-site-verification: google749301add4209102.html google-site-verification=E1UqllM6wU5kBaDJxYALrc1ONvdQH1tKZBoW7FoU-PY

KAMYONET KASASINDAKİ ÇOCUKLARI TAŞLADILAR!

ADAM FINDIK TOPLAMAYA GELMİŞ, SİZ ÇOCUĞUNUN ÜSTÜNE TAŞ YAĞDIRDINIZ!

 insan bir durur!

Bir aynaya bakar!

Bir “ben ne yapıyorum?” der!

Şırnak'ın Cizre'sinden, Silopi'sinden kalkıp kilometrelerce yol gelmiş insanlar. Tatil yapmaya gelmemişler. Otel basmaya gelmemişler. Kimsenin malına, mülküne çökmeye gelmemişler.

FINDIK TOPLAMAYA GELMİŞLER!

Sabahın köründe kalkmışlar.

Tarlaya gitmişler.

Sıcak altında çalışmışlar.

Kadını çalışmış.

Erkeği çalışmış.

Aile ekmek parası için didinmiş.

Sonra akşam olmuş, çoluk çocuk kamyonetin kasasına binmiş, evlerine dönecekler.

Ve birileri ne yapmış?

TAŞ YAĞDIRMIŞ!

İçinde çocuk var ulan!

ÇOCUK!

Korkudan ağlayan çocuk var!

Şimdi kimse çıkıp da bize “ama çeşme başında tartışma çıktı”, “ama çekirdek kabuğu meselesi vardı”, “ama şöyle oldu, böyle oldu” diye hikâye anlatmasın.

Geç kardeşim o işleri!

Bir insanla tartışırsın.

Bağırırsın.

Çağırırsın.

Gidersin şikâyet edersin.

Hukuka başvurursun.

Ama içinde kadınların ve çocukların olduğu araca taş atmak nedir ulan?

Hangi cesaret bu?

Karşında savunmasız insanlar varken kabadayılık mı oluyor bu?

Çocuğun korkudan ağlaması mı sizin delikanlılık ölçünüz?

TAŞ ATMAK KOLAY DA, AYNAYA BAKMAK ZOR!

Bazılarına göre bu memleketçilik.

Bazılarına göre “bizim köyümüze, bizim memleketimize sahip çıkmak.”

Yok öyle bir dünya!

Bir Kürt işçinin bulunduğu araca taş atınca memleketi kurtarmış olmuyorsun.

Bir ailenin çocuklarını korkutunca vatansever olmuyorsun.

Garibanın üstüne yürüyünce aslan olmuyorsun.

Sadece gücü yettiğine kabadayılık yapmış oluyorsun.

Varsa bir derdin, git hukuka anlat.

Varsa bir şikâyetin, git devletin kapısını çal.

Ama kamyonet kasasında korkudan birbirine sarılmış çocuklara taş atmak neyin raconu?

Bu racon değil kardeşim.

Bunun kitabı yok.

Bunun delikanlılığı yok.

Bunun milliyetçiliği yok.

Bunun insanlığı hiç yok!

BİRİLERİ ANKARA'DA KARDEŞLİK MASALI ANLATIYOR, SOKAKTA ÇOCUKLAR AĞLIYOR!

Asıl insanın sinirini bozan da bu.

Ankara'da herkes mikrofonu eline alınca kardeşlik uzmanı!

Birlik!

Beraberlik!

Kardeşlik!

Toplumsal barış!

Ulan yeter!

Bir gün de şu söylediklerinizi sokağa indirin!

Çünkü memleketin gerçek sınavı Meclis kürsüsünde güzel cümle kurmak değil.

Gerçek sınav, başka memleketten gelen işçiye sahip çıkabilmek.

Gerçek sınav, karşındaki insanın adına, şivesine, kimliğine bakmadan “Bu yapılan yanlıştır!” diyebilmektir.

Kürsüden kardeşlik anlatmak kolay.

Ama Alaplı'da çocukların bulunduğu araç taşlanırken çıkıp net konuşmak gerekiyor.

Orada susup burada nutuk atarsan kusura bakma ama o kardeşlik lafları milletin kulağına boş geliyor.

ZONGULDAK EMEĞİN ŞEHRİ DİYE BİLİRDİK!

Şimdi burada bir dakika!

Zonguldak'a da söyleyecek lafımız var.

Ama bütün Zonguldak halkına değil.

Çünkü bir avuç kendini bilmezin yaptığı rezaleti koskoca şehrin sırtına yüklemek de başka bir haksızlık.

Fakat Zonguldak'ın namuslu insanları da çıkıp şunu söylemeli:

“Bizim adımıza kimse bu rezaleti yapamaz!”

Çünkü Zonguldak dediğin emek demek.

Madenci demek.

Alın teri demek.

Adamın yerin yüzlerce metre altında ekmek aradığı memleket demek.

Şimdi böyle bir şehirde, ekmek parası için fındık toplamaya gelen garibana taş atılması insanın aklını almıyor mu?

Ulan sen madenin karasını bilirsin!

Sen ekmek kavgasını bilirsin!

Sen çocuğa eve ekmek götürmenin ne demek olduğunu bilirsin!

O Şırnaklı işçi de biliyor.

Senden farklı bir derdi yok.

Sen kömürden ekmek çıkarıyorsun.

O fındıktan çıkarmaya çalışıyor.

Senin çocuğun eve ekmek bekliyor.

Onun çocuğu da bekliyor.

E neyin kavgası bu?

GARİBANI GARİBANLA KAVGAYA TUTUŞTURMA OYUNU!

Bu ülkede yıllardır aynı numara oynanıyor.

Garibanı garibanla kapıştır.

İşçiyi işçiyle kapıştır.

Türkü Kürtle kapıştır.

Doğuluyu Batılıyla kapıştır.

Sonra kenara çekilip seyret!

Biri aç.

Öbürünün de cebi boş.

İkisinin de elektrik faturası kabarık.

İkisinin de çocuğu iş arıyor.

İkisinin de mutfağında yangın var.

Ama birileri geliyor:

“Sen onunla kavga et!”

Öbürüne de diyor ki:

“Sen de buna düşman ol!”

Sonra bu iki gariban birbirinin boğazına sarılıyor.

Peki kazanan kim?

Ne Zonguldaklı!

Ne Şırnaklı!

Ne Türk!

Ne Kürt!

Kazanan, insanların birbirine düşmesinden beslenen çakallar oluyor!

DİYARBAKIR'DA YANAN BİÇERDÖVERİN YANINDA DURANLARI DA UNUTMAYIN!

Bu memlekette sadece rezillik yok.

Bu memlekette güzel insanlar da var.

Diyarbakır'da zor durumda kalan Yozgatlı bir vatandaş için elini cebine atan insanlar da var.

Adamın nereli olduğuna bakmadan, mağduriyetine bakan insanlar var.

İşte memleket budur!

Adam “Sen Yozgatlısın, git kendi başının çaresine bak” demiyor.

Elinden ne geliyorsa yapıyor.

Çünkü biliyor ki bugün onun başına gelen, yarın benim başıma gelir.

İnsanlık tam olarak budur!

Ama bir tarafta insanlar birbirinin yarasını sararken, öbür tarafta çocukların olduğu kamyonete taş atılıyorsa…

Kusura bakmayın…

Orada insanlık sınıfta kalmıştır!

BAKIN, BU İŞ ÖYLE KAPANMAMALI!

Şimdi Zonguldak Valiliği ve Alaplı Cumhuriyet Başsavcılığı devrede.

Soruşturma başlatıldı.

Güzel.

Olması gereken de buydu.

Ama vatandaşın görmek istediği şey şu:

Kim yaptı?

Kaç kişi yaptı?

Neden yaptı?

Kimse olayın üstünü kapatmaya çalıştı mı?

Eğer ortada insanları kimliği nedeniyle hedef alan bir saldırı varsa bunun karşılığı ne olacak?

Bunlar ortaya çıkmalı.

Çünkü bu iş “olay çıktı, soruşturma başladı, kamuoyu unutunca dosya da unutuldu” meselesine dönmemeli.

Birileri çocukların bulunduğu araca taş atıyorsa, bunun hesabı sorulacak.

Net!

ULAN BİRAZ İNSAN OLUN!

Bakın, bundan daha açık konuşmayacağım.

Bir insanın nereli olduğu umurumda değil.

Türk olmuş.

Kürt olmuş.

Laz olmuş.

Çerkes olmuş.

Zaza olmuş.

Yozgatlı olmuş.

Şırnaklı olmuş.

Zonguldaklı olmuş.

Eğer karşında ekmek parasının peşinde koşan, çoluğuyla çocuğuyla hayat mücadelesi veren bir insan varsa, önce insan olacaksın!

Sonra ne oluyorsan ol!

Milliyetçiliği de sonra konuşuruz.

Siyaseti de sonra konuşuruz.

Memleketçiliği de sonra konuşuruz.

Ama önce çocukların bulunduğu kamyonete taş atmamayı öğreneceğiz.

Bu kadar basit!

Ve kimse kusura bakmasın.

Taş atıp sonra racon kesmek yok!

Kadının, çocuğun bulunduğu araca saldırıp sonra kendini memleket sevdalısı diye pazarlamak yok!

Garibanı hedef alıp sonra “biz vatanımızı seviyoruz” diye nutuk atmak hiç yok!

Ulan vatanı sevmek, bu vatanın insanını sevmekle başlar!

Cizre'den gelmiş diye dışlarsan…

Silopi'den gelmiş diye hedef gösterirsen…

Kürt diye taş atarsan…

Sonra çıkıp bu memleketin birliğinden söz edemezsin!

Çünkü kardeşlik dediğin şey, Meclis kürsüsünde üç kere söyleyince olmuyor.

Kardeşlik, fındık tarlasından dönen çocuğun başına taş düşmesin diye araya girebilmektir!

İşte mesele bu!

Gerisi laf.

Hem de bol keseden atılmış, içi boş laf!

Ve son kez söylüyorum:

ADAM FINDIK TOPLAMAYA GELMİŞ!

Eline silah alıp kimseye saldırmamış.

Kimsenin evine çökmemiş.

Kimsenin malına göz dikmemiş.

FINDIK TOPLAMIŞ!

Akşam olmuş, çocuğunu kamyonete bindirmiş, dönüyor.

Sizin gücünüz buna mı yetti?

İşte insanın asıl midesini bulandıran soru da bu!

Bu memleketi üç beş taş atan zorbanın, üç beş nefret tüccarının eline bırakırsak; yarın herkesin çocuğu için endişe edeceği bir ülke çıkar ortaya.

O yüzden mesele basit değil.

Mesele çok net:

GARİBANA TAŞ ATARAK KAHRAMAN OLAMAZSINIZ!

ÇOCUĞU KORKUTARAK DELİKANLI OLAMAZSINIZ!

İNSANLARI KİMLİĞİ ÜZERİNDEN HEDEF ALARAK MEMLEKET SEVDALISI OLAMAZSINIZ!

Kim yaptıysa bulunsun.

Kim suçluysa cezasını çeksin.

Ve bu ülkenin aklı başında insanları da artık şu üç kuruşluk nefret oyununa gelmesin.

Ama garibanın sırtından kahramanlık satan, çocukların korkusunu seyreden ve insanların arasına nefret sokmaya çalışan zihniyet…

İŞTE O ZİHNİYET HEPİMİZİN ORTAK DERDİDİR!

YORUM EKLE
YORUMLAR
İnsan Seven
İnsan Seven - 2 hafta Önce

Sayın Mehmet bey , yazınız için öncelikle tebrik ediyorum çok anlamlı bir konuya temas etmişsiniz yazdıklarınızda tamamen haklısınız.