
Amerika Birleşik Devletleri'nde İsrail adına yürüttüğü casusluk faaliyetleri nedeniyle 30 yıl boyunca hapis yatan Mossad bağlantılı Jonathan Pollard, katıldığı podcast yayınında maskesini tamamen indirdi. İran ve Hizbullah'ın ardından asıl hedefin Türkiye olduğunu itiraf eden Pollard, "Türk ordusu Orta Doğu'nun en güçlü ordusu, onlara karşı fırtına yaklaşıyor" diyerek küresel bir savaşın sinyalini verdi.
ANKARA (28 Mayıs 2026) – Siyonist rejimin ve küresel şer odaklarının Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren genişleme stratejilerinin ardındaki kirli planlar, bizzat sistemin en derin aktörleri tarafından itiraf edilmeye devam ediyor. ABD tarihinin en büyük casusluk skandallarından birine imza atarak İsrail lehine casusluk yapmaktan 30 yıl hapse mahkûm edilen ve ardından serbest bırakılan Jonathan Pollard, katıldığı bir podcast programında Türkiye'yi ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni açıkça hedef alan küstah ve provokatif açıklamalarda bulundu.
Bölgedeki çatışmaların geçici olmadığını, asıl büyük hesaplaşmanın Türkiye ve Mısır gibi bölgenin omurgasını oluşturan güçlü devletlerle yapılacağını öne süren Pollard, Türk askeri dehası karşısında duydukları korkuyu da gizleyemedi.
"Türklerle İşimiz İranlılar Kadar Kolay Olmayacak"
Türk savunma sanayisinin ulaştığı caydırıcılığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonel kabiliyetini yakından izlediklerini belirten Pollard, İsrail ve arkasındaki küresel güçlerin Türkiye karşısında çok ağır bir sınav vereceğini şu sözlerle itiraf etti:
"Türk askeri doktrinini çok yakından takip ediyorum. Olası bir çatışmada, Türklerle olan mücadelemizde, İranlılarla olduğu kadar kolay ve rahat bir zaman geçireceğimizden pek emin değilim. Türk ordusu çok farklı bir dinamizme sahip."
Sunucu "Orta Doğu'nun En Güçlü Ordusu" Dedi, Casus Dehşeti İtiraf Etti
Program sunucusunun araya girerek, "Ama Türk ordusu Orta Doğu'nun en güçlü ordusu" hatırlatmasını yapması üzerine Siyonist casus Pollard, küresel bir felaketin habercisi olan o kan dondurucu cevabı verdi: "İşte bu yüzden fırtına yaklaşıyor!"
Türkiye'nin bir NATO üyesi olmasının kendileri için büyük bir stratejik engel teşkil ettiğini itiraf eden Pollard, hain planın aşamalarını şu küstah sözlerle açık etti:
"Daha da kötüsü onlar bir NATO üyesi; bu koruma kalkanı işleri zorlaştırıyor. Bu yüzden öncelikle İran'ı önümüzden kesinlikle kaldırmamız ve bitirmemiz gereken bir sorun olarak görüyoruz. Yol temizliği bittikten sonra, muhtemelen Türkiye ve Mısır'a karşı olacak bir sonraki büyük savaşa şimdiden hazırlıklı olmalıyız."
Siyonist Casus Jonathan Pollard’ın Bölgesel Savaş/Hedef Matrisi
| Hedef Ülke / Blok | Siyonist Casusun İtiraf ve Analizi | Karşılaştıkları Stratejik Engel | Küresel Güç Dengesi ve İtiraf |
| Türkiye |
• "Bir sonraki savaşın doğrudan hedefi." • Askeri doktrini en çok korkutucu olan güç. |
NATO Üyeliği ve "Orta Doğu'nun En Güçlü Ordusu" olması. | "Fırtına Yaklaşıyor" itirafıyla Türk ordusunun mutlak caydırıcılığı tescillendi. |
| ???????? Mısır | Türkiye ile birlikte bir sonraki askeri cephenin açılacağı bölgesel güç. | Kuzey Afrika ve Süveyş hattındaki askeri tahkimatı. | Bölgesel domino etkisinde ikinci büyük hedef. |
| ???????? İran | "Öncelikle bitirilmesi ve tamamen ortadan kaldırılması gereken sorun." | Siyonist yayılmacılık için ilk aşamada aşılması gereken coğrafi ve askeri hat. | Türkiye cephesinden önce aradan çıkarılmak istenen ara istasyon. |
Uluslararası casusluk şebekelerinin ve Siyonist terör aklının, Alman medyasının daha dün gıptayla bahsettiği Türkiye'nin "Stratejik Bağımsızlığını" ve Türk askeri doktrinini kendilerine en büyük tehdit olarak görmesi; devletimizin makro düzeydeki "askeri, jeopolitik ve sivil dirençliliğinin" (military and geopolitical resilience) ne kadar sarsılmaz bir kale olduğunun deha çapındaki tescilidir.
TAGEM'in tarımda başlattığı yerli tohum devrimlerini, siyasetteki anket dalgalanmalarını ve asayişte siber vatanı koruma mücadelelerini yakından yönettiğimiz bu tarihi süreçte, bu tarz provokasyonların asil milletimizin zihnini bulandırmasına asla izin vermeyiz. Siyonist casusların "fırtına yaklaşıyor" diyerek yaymaya çalıştığı korku enkazları, Türk ordusunun şanlı tarihi ve modern savunma sanayimizin çelik kalkanı karşısında un ufak olmaya mahkûmdur. Biz, coğrafyamızdaki her türlü afete, krize ve küresel hibrit savaş senaryosuna karşı sivil savunma kolonlarımızı ve toplumsal şuurumuzu en üst düzeyde diri tutuyoruz. Türk askeri doktrini, mazluma sığınak, zalime ise fırtınanın ta kendisidir. Devletimiz sarsılmaz ordusuyla dimdik ayaktadır.
