Gazeteci Erem Şentürk, İran’ın Ortadoğu’daki askeri ve siyasi varlığına yönelik çok sert bir eleştiri yayımladı. İran’ın Filistin davasını "şarlatanlık" seviyesinde bir retorik olarak kullandığını savunan Şentürk; Yermük’ten Felluce’ye, 28 Şubat’tan günümüz Türkiye’sine uzanan geniş bir "müdahale" haritası çizdi.
"Filistin’i Savunmuyor, Kendi Çıkarları İçin Satıyorlar"Şentürk, İran’ın Filistin davası konusundaki tutumunu "şarlatanlık" olarak nitelendirerek, geçmişteki katliamları hatırlattı. İsrail’in bugün Gazze’de uyguladığı yöntemlerin benzerinin İran tarafından Suriye’deki Yermük Kampı’nda Filistinlilere karşı uygulandığını iddia eden Şentürk; "Açlığa mahkum ettiler, işkence yaptılar ve sokak ortasında infaz ettiler. Konu Kerbela değil, İran’ın daha dün yaptıklarıdır" ifadelerini kullandı.
"Felluce’de ABD’den Daha Fazla Müslüman Katlettiler"2016 yılındaki Felluce operasyonuna dikkat çeken Şentürk, bugün bir kahraman gibi sunulan Kasım Süleymani’nin bölgedeki operasyonların başında olduğunu belirtti. Bedir Örgütü ve Ketaib Hizbullah gibi yapıların "Şii Direniş Koridoru" adına Felluce’de kafa kesme ve işkence dahil ağır suçlar işlediğini savunan Şentürk, bu yapıların Müslümanları İsrail ile pazarlık kozu olarak kullandığını ileri sürdü.
Türkiye Üzerindeki Tehdit: "Narkotik, Suikast ve Espiyonaj"İran’ın Türkiye’ye yönelik tutumunu "düşmanca" olarak tanımlayan Gazeteci Şentürk, çarpıcı suçlamalarda bulundu. İran’ın Türkiye’de hiçbir zaman bir mukabele görmemesine rağmen;
28 Şubat darbesine destek verdiği,
İç savaş ve istila denemeleri yaptığı,
Narkotik ağları, suikastlar ve seks-espiyonaj (bal tuzağı) örgütleri kurduğu iddialarını gündeme getirdi.
Şentürk, "İran ambargodan kurtulsun diye başını belaya sokmuş bir ülke olarak, onlara gelecek saldırıları desteklemeyiz ama hain İrancılara da alan açmayız" dedi.
"Mezhep Kavgası Değil, Din Savaşı"İslam dünyasında gerçek bir mezhep kavgasının olmadığını, Maliki-Şafii veya Hanefi-Hanbeli arasında tarihte hiçbir savaşın yaşanmadığını belirten Şentürk, bu kavramın bir "Hristiyan adeti" olduğunu savundu. Müslümanlar ile Şia arasındaki sürtüşmeyi bir "din savaşı" olarak tanımlayan Şentürk, Mücteba’ya biat çağrılarını ve İran eksenli inanç sistemini "kâfirleşme" riski olarak nitelendirdi.
Sonuç: "Aynı Delikten Bir Daha Sokulmayacağız"Türkiye’deki "İrancı" yapıların İsrail saldırılarını bahane ederek yeni bir "biat alanı" açmaya çalıştığını savunan Erem Şentürk, bu tuzağın 28 Şubat öncesinde de kurulduğunu hatırlattı. Şentürk, Türk toplumunun bu kez aynı tuzağa düşmeyeceğini ve "İrancı yılanların" aynı delikten bir daha sokamayacağını vurgulayarak sözlerini tamamladı.